Kayıtlar

Ocak, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Rsohbet chat

rsohbet.com SOHBET Sizinle beraber 9.YIL Türkiyenın En kalıtelı Sohbet Portalı rsohbet.com`a Hoşgeldiniz. Sohbet Sitemiz 2007 Yılında açılarak Sohet Kulanıcılarına Hizmet sağlamış Bugunlere Kaliteli ekibi ile kapanmadan gelmiştir.internet ortamında yaşlısı, genci rsohbet'te Keyifli saatler Bol muhabbetler Kurmuştur. Türkiye'deki bazı sohbet sitelerinden kat kat üstün olan ve en eski domain olarak sizlere 9 yıldır hizmet veren bu sohbet sitesi,hergün gün geçtikçe dahada popiler olmaya göz önüne çıka bilmek için çalışmalarımız tüm hızıyla devam etmektedir. İlerleyen zamanlarımızda Facebook ve diğer büyük toplum ağlarına göre daha çok kullanıcı barındırmaya devam etmek için büyük planlarlar yapılmaktadır. Bu planların içinde gizlilik ve kullanım şartlarına uyan kişiler rSOHBET kurucusu tarafından hediyelendirilecektir. Hediyelerimizin içinde Yarım ALTIN,Çeyrek ALTIN ve Kıyafet türlerinden olucaktır. Bizlere hizmet veren,yardım eden,kurallar dışına taşmayan haraketler sergiley...

Geçmişe Özlem

Suskunluğun çığlığıdır yalnızlığın,  Ayak sesleri çoğalır,yüreğinin kaldırımlarında.  Kabullenmek zor olsa da aslında,  Martılar uçar semalara,kanat çırpınışları, Korkuların.  Gökkuşağı ise gizli mücevheratın olur,  Boş sarı odalarda.  Zamanlı zamansız kaybolursun,  Yolculuğa çıkarsın gönül rıhtımından uzaklara...  Gitsen de maziye,  Dalsa da gözlerin düşlerinin ardına,  Özlediğin çocukluğun ,  Bir bir yenik düştü,  Yetişkinliğin saltanatında.  Ömür denen rengârenk yolculukta.  Ufacık bir çocuk günün birinde,  Selam verirse, arka sokaklarda,  En umulmaz zamanda,  Unutma çocukluğun sana selam yollamakta.  Gülümse yaşanan güzel anılara,  Hayata!

Hasret Vurmuş Sol Yanını

Kadın kırık ve yorgun Hasret vurmuş sol yanını, Çocuksu ruhu ağlamaklı. Baba hasretiyle yanmış yine o gece belli! Yazmak sayfalarca belki ama nasıl? Özlem kağıda dökülür mü? Kim ne kadar anlardı acısını? Bilmezdi, bilemezdi... Gözleri kan çanağı, senelerce birikmiş taze acısı, Pencerenin bir ucunda suskun, Bir gül gibi solmuş ve yaralı.. Bilirdi ölenler gelmezdi geri, Ne kadar bağrını dağlasa da özlemi. Kokusu, sesi, tebessümü hep güzel bir anı. Oysa çocuksu ruhu küskün bir köşede Hep ağlamaklı!

Nereden Geldiğini Unutmayacaksın!

İşte o hikaye... Ünlü Basketbolcu Hidayet Türkoğlu eşiyle birlikte Eminönü’nde geziyordu. Önce akvaryumcuları dolaştılar. Kapalıçarşı, Yerebatan Sarnıcı, Ayasofya, Sultanahmet, Topkapı Sarayı, Gülhane Parkı, derken Yeni Camii'nin önüne kadar geldiler. Orada bağıra bağıra simit satan bir çocuk vardı. Basketbolcu birden durakladı... Sonra simitçiye yaklaştı: - Simidin kaça koç ? - 300 Bin abi. Çıtır çıtır.... - Tezgahta kaç simit var ?  - 70-80 tane var herhalde...  - Hepsini alsam ne tutar ?  - Hemen hemen 24 milyon.  - Al sana 30 milyon...  Farz et ki hepsini aldım... -Sağ ol abi... Sağ ol... Basketbolcu üç onluk çıkartıp simitçinin önüne bıraktı. Eşi şaşkındı. Üç beş adım yürümüşlerdi ki eşine yaklaşıp fısıldadı. - Hidayet sen deli misin ?  - Yooo... - Peki yemediğimiz simitlerin parasını niye verdin ? - Boş ver, sorma.  - Diyelim ki soruyorum. Hem de ısrarla soruyorum. - Öyleyse söyleyeyim. - Lütfedersiniz beyefendi. - Tablanın kenarı dikkatini...

Tuz ve Su

Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Yaşamındaki herşeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi. Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı.    – “Tadı nasıl?” diye soran yaşlı adama öfkeyle:    – “Acı” diye cevap verdi.    Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı. Sessizce az ilerdeki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi. Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sordu:    – “Tadı nasıl?” “Ferahlatıcı” diye cevap verdi genç çırak.    – “Tuzun tadını aldın mı?” diye sordu yaşlı adam, “Hayır” diye cevapladı çırağı.    Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve şöyle dedi:  ...

Yılan Hikayesi

Padişahla karısının bir türlü çocuğu olmuyormuş, ne yapmışlarsa bir türlü bir çocuk sahibi olamamışlar. Bir gün yaşlı, uzun sakalları olan beyaz bir adam saraya konuk gelmiş, padişah adamı çok sevip akşam yemeğine alıkoymuş. Yemekten sonra sakallı ihtiyar    – “Galiba sizin meyveniz yok” demiş.    Padişah hemen atılmış,    – “Her meyveden var, ne istersiniz?” demiş.    – “Yok,” demiş ihtiyar, “onu söylemiyorum, galiba sizin çocuğunuz yok, onu söylemek istiyorum.”    Padişahla karısının gözleri dolmuş,    – “Çok istedik, ama olmadı” demişler.    – “Peki” demiş ihtiyar, “ben size bir yol göstereceğim, dediklerimi yaparsanız çocuğunuz olur. Ülkenin en ucundaki dağın tepesinde bir pınar var. Baharın yaza bağlandığı gece, tam sabah olurken, mehtap batmadan, güneş de çıkarken çırılçıplak o pınara girip yıkandıktan sonra, ‘hayırlısı neyse olsun’ deyip birbirinize kavuşacaksınız.”    Yaşlı adam bunları söyle...

Küçük İstavritin Öyküsü

Küçük istavrit, yiyecek bir şey sanıp hızla atıldı çapariye önce müthiş bir acı duydu dudağında gümbür gümbür oldu yüreği, sonra hızla çekildi yukarıya…    Aslında hep merak etmişti denizlerin üstünü neye benzerdi acep gökyüzü. Bir yanda büyük bir merak, biryanda ölüm korkusu.    “Dudağı yarıklar” denir, şanslıdır onlar, hani görüpte gökyüzünü, insanı, oltadan son anda kurtulanlar.    Ne çare balıkçının parmakları hoyratça kavradı onu küçük istavrit anladı; yolun sonu. Koca denizlere sığmazdı yüreği. Oysa, şimdi yüzerken küçücük yeşil leğende, cansız uzanıvermiş dostlarına değiyordu minik yüzgeci.    İnsanlar gelip geçtiler önünden, bir kedi yalanarak baktı gözünün içine yavaşça karardı dünya, başı da dönüyordu. Son bir kez düşündü derin maviyi, beyaz mercanı, bir de yeşil yosunu.    İşte tam o anda eğilip aldım onu. Yürüdüm deniz kenarına bir öpücük kondurdum başına, iki damla gözyaşından ibaret sade bir törenle, saldım denizin sul...

Başarı İstenmediği Yere Gelmez

Yenildiğinizi düşünüyorsanız, yenilmişsinizdir. Cesur olmadığınızı düşünüyorsanız, korkaksınızdır. Kazanmak istiyor fakat kazanamayacağınızı düşünüyorsanız, kesinlikle kazanamazsınız demektir. Kaybedeceğinizi düşünüyorsanız, çoktan kaybetmişsinizdir. Dışarıdaki dünyaya çıktığınızda anlayacaksınız ki başarı, ancak onu istediğiniz takdirde gelecektir. Herşey insanın kafasında biter. Alt edildiğinizi düşünüyorsanız, alt edilmişsinizdir. Yükselmek için yüksek düşünmelisiniz. Bir ödülü kazanmadan önce kendinizden emin olmalısınız. Yaşam savaşını kazanan her zaman, en güçlü ya da en hızlı olan değildir. Er ya da geç kazanan kişi, kazanacağını önceden düşünebilen kişidir. Arnold Palmer, Profesyonel Golfcü Yılan Hikayesi Padişahla karısının bir türlü çocuğu olmuyormuş, ne yapmışlarsa bir türlü bir çocuk sahibi olamamışlar. Bir gün yaşlı, uzun sakalları olan beyaz bir adam saraya konuk gelmiş, padişah adamı çok sevip akşam yemeğine alıkoymuş. Yeme...